<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seriyye Dergisi</title>
	<atom:link href="http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seriyyedergisi.com</link>
	<description>Bu dava İbrahim&#039; in(A.S) baltasında put kıran vuruşun davvasıdır.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Apr 2012 12:17:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=350</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=350#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2011 21:37:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[4. Sayımızdan]]></category>
		<category><![CDATA[5-6]]></category>
		<category><![CDATA[arka kapak]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[seriyye]]></category>
		<category><![CDATA[servet turgut]]></category>
		<category><![CDATA[somali]]></category>
		<category><![CDATA[türkistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=350</guid>
		<description><![CDATA[İşte Seriyye Dergisi’ nin yeni sayısının arka kapağı… &#160; Related Posts:Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Arka KapakSeriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Ön Kapak1. Sayı Arka KapakSERİYYE DERGİSİ 3. SAYISI ÇOK KAPSAMLI OLARAK OKURLARIYLA BULUŞUYOR&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte Seriyye Dergisi’ nin yeni sayısının arka kapağı…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/08/dergi_4-arka.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-351" title="dergi_4-arka" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/08/dergi_4-arka.jpg" alt="" width="594" height="823" /></a></p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=345" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=330" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Arka Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=324" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Ön Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=116" rel="bookmark" class="crp_title">1. Sayı Arka Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=314" rel="bookmark" class="crp_title">SERİYYE DERGİSİ 3. SAYISI ÇOK KAPSAMLI OLARAK OKURLARIYLA BULUŞUYOR&#8230;</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=350</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=345</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=345#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2011 21:32:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[4. Sayımızdan]]></category>
		<category><![CDATA[5-6]]></category>
		<category><![CDATA[abone]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ön kapak]]></category>
		<category><![CDATA[sayı]]></category>
		<category><![CDATA[seriyye]]></category>
		<category><![CDATA[servet turgut]]></category>
		<category><![CDATA[somali]]></category>
		<category><![CDATA[türkistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[İşte Seriyye Dergisi&#8217; nin yeni sayısının ön kapağı&#8230; &#160; Related Posts:Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Ön KapakSeriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Arka KapakSERİYYE DERGİSİ 3. SAYISI ÇOK KAPSAMLI OLARAK OKURLARIYLA BULUŞUYOR&#8230;1. Sayı Arka Kapak]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte Seriyye Dergisi&#8217; nin yeni sayısının ön kapağı&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/08/dergi_4-ön.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-346" title="dergi_4-ön" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/08/dergi_4-ön.jpg" alt="" width="594" height="821" /></a></p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=350" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=324" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Ön Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=330" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Arka Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=314" rel="bookmark" class="crp_title">SERİYYE DERGİSİ 3. SAYISI ÇOK KAPSAMLI OLARAK OKURLARIYLA BULUŞUYOR&#8230;</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=116" rel="bookmark" class="crp_title">1. Sayı Arka Kapak</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=345</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3. Sayımızdan Servet TURGUT&#8217; un &#8220;KASETLER VE MHP&#8221; Üzerine Gündem Değerlendirmesi</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=337</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=337#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2011 21:49:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[3. Sayımızdan]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[KASETLER MHP ve “MİLLİ” AHLAK Tam on isim… Başkanlık divan üyeleri ve genel başkan yardımcılarından müteşekkil tam on isim… Sokaktaki çocukların bile isimlerini ve resimlerini ezberlediği bu on ismi biz dergimizde yazmayacağız, resimlerini yayınlamayacağız. Zaten ilgilendiğimiz noktada burası değil… Hatırlarsınız Mart sayımızda Mhp’ deki hadiseyi bir zihniyet meselesi olarak düşündüğümüzü söylemiş, bu zihniyetin bu gemiyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KASETLER MHP ve “MİLLİ” AHLAK</strong></p>
<p>Tam on isim… Başkanlık divan üyeleri ve genel başkan yardımcılarından müteşekkil tam on isim…</p>
<p>Sokaktaki çocukların bile isimlerini ve resimlerini ezberlediği bu on ismi biz dergimizde yazmayacağız, resimlerini yayınlamayacağız. Zaten ilgilendiğimiz noktada burası değil… Hatırlarsınız Mart sayımızda Mhp’ deki hadiseyi bir zihniyet meselesi olarak düşündüğümüzü söylemiş, bu zihniyetin bu gemiyi bir kulaç daha ileri götüremeyeceğini belirtmiş ve <strong>“TASFİYE SÜRECİ BAŞLADI. NOT EDİN”</strong> demiştik…</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-338" title="kaset" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/06/kaset.jpg" alt="" width="465" height="301" /></p>
<p>Bu iddia ve kıymet hükmümüzün üzerine üç posta halinde toplam on MHP üst düzey yöneticisi ahlak dışı görüntü kayıtlarından dolayı istifa etti… Dedikodu hafiyeciliğini bir kenar bırakarak kıymet hükümleri halinde meseleyi kendi penceremizden dokuz madde halinde hülasalandıralım;</p>
<p><strong>1-)</strong> Bir insan günah işleyebilir. Bu onun doğasında vardır. Peygamberlerden başkasının da masum – günahsız olmayacağı hakikatiyle beraber düşünecek olursanız, insana düşen gayret payı, günahlara karşı mukavemet göstermek, nefsin taleplerine karşı ahlakını tahkim etmek, kuvvetlendirmek. Bu gözle kasetlere bakıldığında, kasetlerde bu durumu aşan birçok şeyi görüveriyor insanlar…. Beş dakikalık bir zevki elde etmek namına, dinden, imandan soyunmak, ahlaksızlığı bile utandıracak davranışlarda bulunmak, makam ve mevkiini kullanarak başkasının kadınlarını ayartmak… Falan filan… Kaseti ilk çıkanlardan olan bir şahıs, hani alevi bir bayanla yatağa düşmek için dilini Hz Osman(r.a)’a uzatan, hani başörtüsü fantezisi kuran var ya… Kasetler ortaya çıkmadan arkadaşlarımızla bir konuşmasını dinlemiştik, şöyle diyordu; “MHP’ yi Nuh tufanı bile yıkamaz”… Mecaza başvurdum bahanelerinin bile söyleyenini küfre düşmüş olmaktan kurtaramayacağı bu cümle bozuk bir zihniyete, <strong>“Balonumun bağını çözsem boşalan havasıyla uçarsın ULAN” ın tufanını koparmadı mı sizce? Dedik ya, bozukluk sadece ve yalnız belin altındaki değil, bizzat omuzların üstündeki yuvarlaktadır.</strong></p>
<p><strong>2-)</strong> <strong>Bu kasetler Mhp’de olanın veya olacakların sebebi değil bizzat sonucudur.</strong> Arkadaşlarımızla on yıl öncesinden mücadelesini başlattığımız bu husus, bize ne kavgalar, ne yangınlar yaşattı. Eğer bizzat Anadolu insanına yabancılaşmış bir zihniyet hükmünü sürdür-meye başlamışsa, bu durumda sadır olacak şey nur değil zift olacaktır.</p>
<p><strong>3-)</strong> Şu cümleyle çok savaştık; “En iyisini ülkücü yapar”. Bütün Ehli Sünnet kitap ve âlimlerinin ortak kanaatidir ki, günahı hafife almak ya da önemsememek küfürdür. Yani sahibini kâfir yapar. Fert fert günah işlemek sonra utanmak ayrı bir husustur, günahı hafife almak ya da onu görmemek ayrı bir husustur. Eğer bu yapının bu kaset olayına toplu hükmü “ ne var ki bunda” ise, Abdülkerim Saltuk Buğra Han’ın yaptığını; tövbe-istiğfar babında yapmak için derhal bir söğüt ağacı dibi bulunmalı ve orada toplanılmalıdır!</p>
<p><strong>4-)</strong> Devlet Bahçeli ülkücüler için on beş yıllık bir zaman kaybıdır. Şimdi bu cümleyi okuyup da sinirlenen, öfkelenen insanların da Devlet Bahçeli’nin devrilmesiyle beraber fazlasıyla iştirak edecekleri bu kanaatimizi, kadrosunu yanlış kuran bir teknik direktörün kötü sonuçlardan dolayı en başta mesul olacağı gerçeğinden edindik. <strong>Düşünün Edirne’den Kars’a damıta damıta bir kadro teşkil ediyorsunuz ve hepsi zina etmenin ötesinde çürümüş bir zihniyeti çarşaf çarşaf şahsiyet duvarında sallandırıyor. </strong></p>
<p><strong>5-)</strong> Kutsal bir davaya inanmakla, sayısal loto takip etme heyecanıyla dört yılda bir yapılan seçimlerin ve siyasal rejimin sunduğu imkânlardan yararlanma bitirimliği aynı gibi duran iki ayrı şeydir. Kutsal davaya inanmış bir adam, topuğundan saçına kadar, inanmışlığın senfonisini hayatının ocağında tüttürür. Kalbinden tutam tutam incelik ve rikkat fışkırır. Oysa parti kalabalığından müteşekkil bir panayırda milyar dolarların havalarda uçurulmasıyla döndürülen siyaset dönme dolabının parayı bulma- makamı kapma derdindeki bitirimi, sayısının çokluğu avantajıyla da eli kolu durmaz bir halde dilini de kutsalların retoriğine uyduruverir. <strong>“Biz bu davaya inanmış adamlarız” diye başlayan tıraş şiirinin bir türlü ikinci mısrası gelmez ve plak döndürülüp durulur…</strong> CHP, ordu ve burjuvazinin üst bloklarında yer bulamayan züppe zenginlerin züppe çocuklarının da sosyal faaliyet olsun hesabı bu panayırı şenlendirdiğini düşünürseniz, vay kutsalına inanmış dava adamının haline… Onlar haindir, dincidir, anti sosyal kişiliklerdir… Sizce MHP üst kadrosunun, haddinden fazla samimiyete ermiş sosyal ilişkileri, anti sosyal diye vasfedilen kişiliklerin tasfiyesiyle kendisine zuhur ortamı sağlamadı mı?</p>
<p><strong>6-)</strong> İyi insan olmakla iyi lider olmak iki ayrı şeydir. Devlet Bahçeli’nin iyi bir insan olduğuna katılmamakla beraber, buna inananlara da saygı duyarız. Ama on beş yıla varacak olan Genel Başkanlığı sürecinde, gidişiyle birlikte daha net gözükeceğine inandığımız husus, onun yeni bir anlayışla yeni bir nesil yoğurma işinde bir karışlık bir mesafeyi aldırıcı tek “hu” luk bir nefes üflemediği, üfleyemediğidir. <strong>Kıtalar çapında Dünya değişirken, anlayışlar değişirken o hala “ SAĞIR” lakaplı İsmet İnönü’yü kürsülerden sesinin en kırçıllı ve öfkeli tarafıyla savunmakta ve ona rahmet okumaktadır. Bizi aynı davaya inanmışlıkta tek metrekarelik bir zeminde dahi olsa kabul edici tüm gönüldaşlarımıza soruyoruz: Allah aşkına! Rahmet kime okunur? </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>7-)</strong> <strong>Bu hareket Şeyh Şamil gibi,Sultan Alparslan gibi, Fatih Sultan Mehmet gibi tüm kimlik hüviyetleriyle mertliği, cesareti, şahsiyeti nurlu yüzünde ışıldatacak liderlerin güdücülüğüne muhtaçtır. İçki içiyor olmayı, zina yapıyor olmayı, namaz kılmıyor olmayı yasal ve olağan kabul edici bir anlayış Allah’tan, Ahlaktan, Resulullah’ tan(s.a.v.) çıkartma kağıdı çapında bahsedici ucuzluğu da bir kenara bırakmalı, böylece her şey açık, net ve anlaşılır bir hale gelmelidir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>8 -)</strong> Doksan dokuzu fuhuşta yakalanmış yüz kişilik bir kadro “ Allah affetsin yaptığımız yanlış bir şeydir” der ise kurtulur, kurtulabilir ya da tövbeye potansiyel mümkünlükleriyle kurtulmuşlardır da… Biri fuhşa bulaşmış yüz kişilik bir kadro eğer “ Canım ne var ki bunda” diyorsa isterse yüz kişinin de alnı namaz secdelerinden kırışmış olsun, mahvolmuş, batmışlardır. Mesele ısrarla belirttiğimiz üzere zihniyettedir ve vaziyet topyekun bir zihniyet devrimine ihtiyacı belirtmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>9-) Son olarak, Mart ayında yazdığımız “Tasfiye süreci başladı NOT EDİN” ikazımızın dava adamlığımızın aydınlattığı feraset koridorundan bakarak arkasında duruyor ve ilan ediyoruz ki, çağ inananların, bağlananların, yananların çağıdır, aşka uzak düşmüş kazmaların değil. Endülüs’ten Buhara’ ya koca millet kadrosu! Hazır olun! Burada yaşananlar yaşanacak fırtınaların yanında, kedi hıçkırığı çapındadır. HAZIR OLUN!</strong><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=257" rel="bookmark" class="crp_title">2. Sayı &#8211; ÖNSÖZ</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=100" rel="bookmark" class="crp_title">1. Sayı &#8211; Önsöz</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=284" rel="bookmark" class="crp_title">ULUSALCI FAŞİST CEPHEYE BOYUN EĞDİRECEĞİZ &#8211; Ahmet Sadık BAĞCI</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=201" rel="bookmark" class="crp_title">Biz&#8230;  Oğuzhan GÖKMEN</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=266" rel="bookmark" class="crp_title">2. Sayı &#8211; GÜNDEM</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=337</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Arka Kapak</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=330</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=330#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 13:38:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[3. Sayımızdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Dergimizin 3. sayısı çıkmak üzeredir. İşte merakla beklenen dergimizin arka kapağı Related Posts:Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Ön Kapak1. Sayı Arka KapakSeriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !SERİYYE DERGİSİ 3. SAYISI ÇOK KAPSAMLI OLARAK OKURLARIYLA BULUŞUYOR&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dergimizin 3. sayısı çıkmak üzeredir. İşte merakla beklenen dergimizin arka kapağı</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/06/3-arkakapak.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-331" title="3-arkakapak" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/06/3-arkakapak.jpg" alt="" width="572" height="802" /></a></p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=324" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Ön Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=116" rel="bookmark" class="crp_title">1. Sayı Arka Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=350" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=345" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=314" rel="bookmark" class="crp_title">SERİYYE DERGİSİ 3. SAYISI ÇOK KAPSAMLI OLARAK OKURLARIYLA BULUŞUYOR&#8230;</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=330</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Ön Kapak</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=324</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=324#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 13:33:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[3. Sayımızdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[Dergimizin 3. sayısı çıkmak üzeredir. İşte merakla beklenen dergimizin ön kapağı Related Posts:Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Arka Kapak1. Sayı Ön Kapak2. Sayımız ÇıktıSeriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dergimizin 3. sayısı çıkmak üzeredir. İşte merakla beklenen dergimizin ön kapağı</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/06/3-önkapak.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-325" title="3-önkapak" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/06/3-önkapak.jpg" alt="" width="572" height="802" /></a></p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=330" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Arka Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=111" rel="bookmark" class="crp_title">1. Sayı Ön Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=124" rel="bookmark" class="crp_title">2. Sayımız Çıktı</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=345" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=350" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=324</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SERİYYE DERGİSİ 3. SAYISI ÇOK KAPSAMLI OLARAK OKURLARIYLA BULUŞUYOR&#8230;</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=314</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=314#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2011 18:46:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[3. Sayımızdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Söylenemeyenleri söylemenin, fikri zihinlere nakş etmenin, İslam&#8217;a olunan tasallutlara hemen cevap vermenin, feraset ve öngörünün, cesaretin, ilmin ve Hasret olunan tüm hasletlerin içinde cem olduğu, Anadolu gencini; İSLAM ve İMAN  Mektebinin Geçilmezse olmaz DERSİ keyfiyetiyle, YÜCE DAVAYA İNTİSABA ÇAĞIRAN SERİYYE DERGİSİ; Gündeme dair akla gelmeyen tespitleri, fikrin en yakıcı yanıyla zihin ehramını ter düz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-315" title="3.sayı" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/06/252615_10150235140534743_819199742_6898627_2603769_n.jpg" alt="" width="265" height="190" /></p>
<p>Söylenemeyenleri söylemenin, fikri zihinlere nakş etmenin, İslam&#8217;a olunan tasallutlara hemen cevap vermenin, feraset ve öngörünün, cesaretin, ilmin ve Hasret olunan tüm hasletlerin içinde cem olduğu, Anadolu gencini; İSLAM ve İMAN  Mektebinin Geçilmezse olmaz DERSİ keyfiyetiyle, YÜCE DAVAYA İNTİSABA ÇAĞIRAN SERİYYE DERGİSİ; Gündeme dair akla gelmeyen tespitleri, fikrin en yakıcı yanıyla zihin ehramını ter düz eden metinleri ile 2011 de 3. sayısıyla karşımıza çıkmak üzere&#8230; MÜBAREK OLSUN</p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=324" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Ön Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=330" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi 3. Sayısı Çıkıyor. İşte Arka Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=345" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=350" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=116" rel="bookmark" class="crp_title">1. Sayı Arka Kapak</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=314</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİKKAT! MODERNİST SAPIK ÇIKABİLİR..! &#8211; Tolga YÜKSEL</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=309</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=309#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 May 2011 19:46:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Sayımızdan]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Rıza-i ilahiye göre bir seyir çizmesi gereken hayatımız rotasını nasıl bulacak? Katlanılası zulüm, cefa ve ızdırapları nefsleri adına yüklenen zerres-ine zeval gelmeden emaneti iletici bir kadro halinde: Esma-ül Hüsna trafosu Gaye İnsan Ufuk Peygamber’i baş halkaya koyacak olursak, O (s.a.v)’ ndan sonra sırasıyla, sahabe, tabiin, tabei-tabiin ve onları takip halinde her devrin Ehl-i Sünnet alimleri, Şeriat-ı Ah-mediye’ nin en ince noktalarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-311" title="ty-1" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/ty-1.jpg" alt="" width="474" height="617" /></p>
<p>Rıza-i ilahiye göre bir seyir çizmesi gereken hayatımız rotasını nasıl bulacak? Katlanılası zulüm, cefa ve ızdırapları nefsleri adına yüklenen zerres-ine zeval gelmeden emaneti iletici bir kadro halinde: Esma-ül Hüsna trafosu Gaye İnsan Ufuk Peygamber’i baş halkaya koyacak olursak, O (s.a.v)’ ndan sonra sırasıyla, sahabe, tabiin, tabei-tabiin ve onları takip halinde her devrin Ehl-i Sünnet alimleri, Şeriat-ı Ah-mediye’ nin en ince noktalarını Kuran ve Sünnete tam uygunluk halinde öğrenip-öğretip yaymışlardır. Ahir zamanında ahirinde olduğumuz şu demlerin bağrında, Onlar vesilesiyle ermişizdir.</p>
<p>Asırlardır ehli sünnete tasallut olan küfür  yılanı, her dem  gizliden ve açıktan, içerden ve dışarıdan, zehrini  müminlerin şah damarlarına akıtmayı kendine şiar edinmiştir…</p>
<p>Kainat’ ın Fahri, elinde bir sopa ile kumlar üzerine, etrafında bir sürü çizgicikler olan dümdüz bir çizgi çek-tiler ve sahabelerine buyurdular:</p>
<p>-“Şu gördüğünüz doğru çizgi kurtuluş yoludur; ve ondan ayrılan küçük hat-larsa felaket yönleri…”</p>
<p>Bir başka hadis meali;</p>
<p>- “Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacak ve bunlardan yalnız bir tanesi kurtu-lacak”</p>
<p>Bunu duyan Ashab soruyorlar:</p>
<p>-“Ya Resulallah (s.a   .v), kurtulacak olan Fırka-i Naciye hangisidir?”</p>
<p>Kainatın fahri cevap veriyorlar:</p>
<p>-“Benim ve Ashab’ımın yolundan gidenler”</p>
<p>Habibullah (s.a.v)’in buyurdukları tahakkuk etmiş , amelde hırsız, fikirde cüce,seciyesi habis ,basiretsiz, bid’at müptelası, keyfiyetsiz ve zevken idrakten müstağni insancıklar taayyün etmiştir.</p>
<p>İlk olarak rikkat abidesi  üçüncü hal-ife H.z Osman (r.h)’ın döneminde, Allahın cemiyeti kuşatıcı bir sınavı olarak tecelli eden ihtilafı fırsat bilen Yahudi’nin fikirde, cemiyette, her nerede ve ne şekilde olursa olsun, eğer birlik varsa onu yıkmayı kendine şiar edinmiş ve şeytanın çocuklarına parmak ısırtan, üstün vesvese yeteneğiyle</p>
<p>peygamber dostlarının arasını açmayı becerebilmiştir.</p>
<p>Bu dönemde küfür tohumlarını gizliden gizliye saçmayı başaran İbni Sebe (Yahudi) H.z Ali döneminde, Haricilik adı altında meyvesini toplayabilmiştir.</p>
<p>İlk telkinleri, H.z Ali’ nin peygamber vasisi olduğu, H.z Osman’ın halifeliği gasp ettiği iddiasıdır ki bu telkinlerle çaldığı her kapıdan kovulur. İkincisi de direk ayete muhalefet ederek. “Seni döneceğin yere döndüreceğiz.” ayetini hüccet göstererek, “Niçin Al-lah Resulü dünyaya dönmesin?” diye kurnazca sığ mantık işportacılığı yapıyor ve yılan kavi dilini, temiz müminlerin kulaklarına tıslatıyor…</p>
<p>Bu furyanın İbni Sebe eliyle başlatılması sonucu; ayrılıkların çoğalması, Hz Muaviye’nin kışkırtılması, Hz Osman’ın şehid edilmesi, Hz Ali’nin ilahlaştırılmaya çalışılması hep aynı elden…</p>
<p>Şiilik, Rafızilik, Alevilik ve bilmem daha kaç tanesinin ana arteri Hariciliktir, ve sapıklığını 8. asrın başında İbni Teymiye’ye teslim edilmek üzere kol kol genişletmiştir.</p>
<p>Selefiye, İbni Teymiye’nin açtığı, aşırı if-rat ve sapkın fikirlerden müteşekkil bir çığırdır ki, günümüze kadar sapıklığını</p>
<p>koruyabilmiş ve ken-disine taraftar bulabilmiştir. Allaha zaman, mekan, insani şekil, suret ve fiil isnadı, kurtların kemirdiği, kokuşmuş beyninden çıkmıştır ki kendi kitaplarında sabittir. Vehhabilik denilen bozuk bid’at fırkasını da selefiye doğurmuştur…</p>
<p>Kendilerine neo-selefiye diyen bir İngiliz casusu ve mason olduğu tarihi vesikalarla ispatlı Ce-malüddin Afgani, talebesi M. Abduh ve Reşid Rıza gi-biler Türkiye’de de kendilerine taraftar bulabilmişlerdir. Cemalüddin Afgani; İran’ın Esedabad şehrindendir ve Şii’dir. Ehli sünneti, içinden yıkabilmek için kendisini Afganistanlı bir sünni olarak göstermiştir. Ne hazin-dir ki Mehmet Akif gibi kimseler tarafından reklam edilmiştir. Ayrıca Kaliforniya Üniversitesinde tarih profesörü olan N.R Keddie akıllara sığmaz fikirlerini gösterici 479 sayfalık bir araştırma kitabı yazmıştır.Sapkınlıklarıyla, İslam’dan ancak çürükleri ayırmayı başarabilen Yahudi; azgınlığında son kademeye geler-ek, İslam’dan Türk’ü anasından çocuğunu ayırırcasına koparmış, adını Cumhuriyet  ve Kurtuluş koymuştur… Madde planın da kurtuluş manada küfre esaret… Fe-liks kulpa…!</p>
<p>Küfür rejiminin pestpaye bir tavırla geldiği; İslam’a ait ne varsa zem edildiği devirde zaten Al-lah ve Ahlaktan bahsetmek yasaklandığı için, bir kaçı müstesna geriye kalanların tamamı, küfür sisteminin DNA’larına zehir akıtarak</p>
<p>yetiştirdiği ve müsaade ettiği kadar Allaha itaat edebilen ne idüğü belirsiz sözde al-imler sürüsü peydahlandı . Sistemin müsaade ettiği ka-dar Müslüman olan bu alimler, Zekeriya Beyaz, Yaşar Nuri, Süleyman Ateş, Mustafa İslamoğlu, Bayraktar Bayraklı ve daha nicelerini yetiştirip ahir zamanın da ahirinde insanların imanlarına tasallut olmuşlardır. Eğer hayatlarını asgari ücretlere gelecek zam  üzerine endeksleyen  gariban ve çaresiz; her türlü fikretme kabiliyetinden mahrum edilmiş gençlik olmasaydı ele alınmaya değmezlerdi..</p>
<p>Eski Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş: “Bozuk olsa da kitap ehli Yahudi ve Hıristiyanlar da cennete girecek” sözüne mütearife bir zatın tek cümle-siyle cevap verecek olursak “ Yahudi ve Hıristiyanlar cennete girecek diyenler, cennete giremeyecek!” demek kafi olacaktır çünkü Yahudi ve Hıristiyanların cennete giremeyecekleri Ayet ve Hadislerle sabittir. Tenasuh’a (reen karnasyon) inanan bu melun tüm hayatı gündüz kuşağı kadın programlarını izlemekle geçen ve elinde bozulmamış tek “ itikadı” kalan Anadolu kadınını, hüviyetinde saklı mübarek keyfiyetten uzaklaştırma cüceliğiyle öfke kutbumuzun hedeflerinden.</p>
<p>Yaşar Nuri ve yahut kitap yüklü merkep! İslam’ı çağa uydurmaya çalışan(dinde reformist) , mezhepsiz, namazın 3 vakit olduğunu, kadınların da cuma namazı kılabilceklerini idda eden, kuru akılla ayetleri yorumlayan, ancak; zevk düşkünü</p>
<p>etiket Müslümanlarının fetvacısı, bunu da bütün sınırları zorlayacı, satır aralarından mana çıkartıcı bir adil-ikle yapmaktadır. Ayrıca Seyid Kutub’un  daha sonra kendisinin dahi vazgeçtiği fikirlerini tercime etmiş ve azı dişlerini Müslümanların boyunlarına geçirmiştir. Atatürk ve İmam-ı Azamı, kulvar farklılıklarına rağmen kıyaslayacak şuursuzluk yeryüzünde sadece bu mahlukta olsa gerek!!!</p>
<p>Genelde insanların ciddiye almadığı, akıllarıyla ürolojik bölgeleri yer değiştirmiş, kendine göre fet-va arayışı içerisinde olan ahmakların dinlediği, sü-müklü böcek  kadar  zekaya sahip olmayan Zekeriya Beyaz, ünvanında ilahiyatçı yazmasaydı kaale almaya değmezdi.  Açık yüreklilikle belirtmeliyim ki onun inandığı dine ben inanmıyorum.</p>
<p>Bu dinin bekasına vesile olan Türk toplumu-nun, İslam’ı cemiyet meydanından koparıcı ve camil-ere hapsedici hüviyetiyle ortada duran sistemin ırzına geçmesine rıza göstermesi, sistemin yetiştirdiği sözde din alimlerini de küfürlerini yaymak noktasında teşvik etti. İslam ilimlerinde benzersiz başarılar gösteren ve hafsalaları yakıcı eserler veren ecdada sahip bir toplu-mun, dinsizleştirildikten sonra kendisine her sunulanı din zannedebilecek inanç açlığına itilmesi, bu ucube alimler tarafından yerinde değerlendirildi. Akla yatkın her söylenene inanan ve bu yolla kafasınca hüküm-ler çıkarmaya başlayan insanların var oluşu sapık fırkaların türemesine vesile olmakta.</p>
<p>İslam’ı çağa uydurmaya çalışanlara karşı şuurlu Müslümanların en şuurlu aksülameli, ehli sün-net çizgisine sımsıkı yapışmak ve asıl kurtuluşun, her şeyin hakikatine sahtesinin musallat olduğu bu za-manda ancak; çağı İslam’la nurlandırmaktan geçtiğini yakıcı bir idrakle müşahede etmektir…</p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=302" rel="bookmark" class="crp_title">AŞKSIZ KAZMALAR &#8211; Mehmet KOYUNCU</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=297" rel="bookmark" class="crp_title">ONLAR YERDE IŞIK SAÇAN YILDIZLARDIR&#8230; &#8211; Oğuzhan GÖKMEN</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=201" rel="bookmark" class="crp_title">Biz&#8230;  Oğuzhan GÖKMEN</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=205" rel="bookmark" class="crp_title">MODERNİZM ve GETİRDİKLERİ&#8230;   Faruk KAHRAMAN</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=287" rel="bookmark" class="crp_title">ŞÖYLE DİYEYİM… &#8211; Oğuz TUNÇ</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=309</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AŞKSIZ KAZMALAR &#8211; Mehmet KOYUNCU</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=302</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=302#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 May 2011 19:39:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Sayımızdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[Bu ülkede kitap yüklü merkepler tükenmemekle beraber, Müslümanları rahatsız edici kusmuklarını da yılmadan çıkaran,  otel odalarında, kırmızı noktalı filmlerin sosyologları, şeytana “Bu benim bile aklıma gelmezdi” dedirtecek çapta, şeytanı aşmış bir iğrençlikle her gün yeni bir hastalıkla ekranlarda serfiraz etmekteler. Allah Resulü’ nün sahabelerine, Ahir zaman-da ümmetinin 73 fırka olacağı ve bunlardan ancak bir tanesinin kurtulacağını bildirdikleri hadislerindeki “Kurtuluş Fırkası – [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-303" title="mk-1" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-1.jpg" alt="" width="312" height="210" /></a>Bu ülkede kitap yüklü merkepler tükenmemekle beraber, Müslümanları rahatsız edici kusmuklarını da yılmadan çıkaran,  otel odalarında, kırmızı noktalı filmlerin sosyologları, şeytana “Bu benim bile aklıma gelmezdi” dedirtecek çapta, şeytanı aşmış bir iğrençlikle her gün yeni bir hastalıkla ekranlarda serfiraz etmekteler.</p>
<p>Allah Resulü’ nün sahabelerine, Ahir zaman-da ümmetinin 73 fırka olacağı ve bunlardan ancak bir tanesinin kurtulacağını bildirdikleri hadislerindeki “Kurtuluş Fırkası – Fırka-i Naciye”… Onu hariçte tutar-sak, ismi ve görünüşü ne olsunsa olsun, kendilerini yok edilmeleri gereken sapkın fırkalar olarak gördüğümüz her anlayış, Ehl-i sünnet ve’l cemaatin imha hedefidir. Çok sesli bir orman gürültüsü ifadesindeki bu zümreler, Vahhabi, Şia, mealci, vb. gibi türlü görünüşleriyle türlü tiplerini ortalığa salmaktadırlar.</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-304" title="mk-2" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-2.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Allah Resulünün  (S.A.V) Sahabelerine hürmetsizlik tavrı bu tiplerin en ortak vasfıdır. Kainat Efendisi’ nin (S.A.V) “Gökteki yıldızlar” mesabesinde tuttuğu sahabeler, en büyük evliyanın, atlarının burnunda tek toz zerresi kadar olmadığı bir kıymettedir. Bu adamlar için onlar “Herhangi birileri” gibidirler. Hz. Osman’ ı dünyanın aldatabileceğini söyleyebilecek hadsizlik, daha geçenlerde birileri tarafından televizyonlarda dillendi-rildi. Bir onbaşıya saygısızlık yapma ihtimali olan kişiye ekranları  kapal  tutarken, Allah Resulu’ nun(S.A.V) Sahabelerine kitaplarında çarşaf çarşaf hakaret etmiş tipleri en büyük Tv kanalları saatlerce ağırlamaktadırlar.</p>
<p>Bu tiplerin Anadolu insanını kısmi olarak a l d a t a b i l i y o r olmaları bi-zler açısından kahırlanacak bir durumdur. Sami-mi Müslümanlara kapalı ekranlar bu tipleri hergün evlerimizin içine girici bir sıklıkla kapılarını açmaktadır bunlara… Yaşar Nuri ÖZTÜRK, gerçek İslam’ ı tahrif derdindeyken, karısı onu sekreteriyle yatakta basar, Zekeriya BEYAZ civcivden kurban olur diye basbas bağırırken otel odasında cinsel içerikli film-ler izlediği anlaşılır, Süleyman Ateşler, İsmail Nacarlar ancak samimi Müslümanlara bir saldırı söz konusuysa saldırıya geçerler, bu devran böyle dönüp gider. Alim diye yutturulan bu şahısların ortak vasfı, İslam’ın kalpleri ağlatıcı “Aşk” ından mahrumluktur. Kurumuş, dalın odun olması gibi… Bunlarda ağaç kökünden gelen suyun kes-ilmesiyle oduna dönmüşlerdir.</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-3.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-305" title="mk-3" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-3.jpg" alt="" width="287" height="216" /></a>Son zamanların p o f p o f l a n a n kuklası Abdulaziz BAYINDIR. Bir ilahiyat profesörü… Kah “Şefaat Ya Resullullah” demek şirktir der, hayz halindeki kadının namaz kılamasa bile oruç tutabileceğini söyler, Tasavvu-fu, Tarikata en iğrenç saldırılarla çullanıp durur. Hiçbir ölçü sahibi olmadan, İslam’ ın tüm değerlerini yıkmaya azmetmiş bu adam, sizce neden bu derece popülerdir? Yani Abdulaziz BAYINDIR’ ın, medya tarafından parlatılmasının sebebi, İslam düşmanlarına mı, Müslümanlara mı yaptığı tahribatlardandır? Fatiha suresinin “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz.” ayetini bile, on dört asırlık gelenek değerlerimize aykırı şekilde algılayan bu adam, kuru aklının güdüklüğüyle İslam aşkının aklı kuşatıcı genişliğinden mahrum kalır.Bunlar konuşurlar, İslam’ dan iğrenenler mutlu olur, bıyık altından gülerler. Bu durum bile ağızlarını kapatmaları için yetecekken, bunlar sapkınlıkların, tutu-lan her mikrofona kusuverirler. Miraç hadisesinde, Hz. Ebubekir’ e(R.A) durumu haber veren müşrikler “Hala O’na(S.A.V) inanacak mısın?” dediklerinde, “Bunları O (S.A.V) mu söylüyor” demiş, “Evet” cevabını alınca, aklı arka plana atıcı şu cevabı vermiştir. “O (S.A.V) söylüyorsa doğrudur”…</p>
<p>Acaba, Hz. Ebubekir’ in yerinde bu adamlar-dan biri olsa ne cevap verirdi? Gerçi bunların önemli bir bölümü zaten miraç hadisesini de inkar ederler ya, o da ayrı mesele…!</p>
<p>Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK’ in, “O (S.A.V)’ nun ruh emaneti, batını…” diye tanımladığı tasavvuf bunlar için şirktir.</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-4.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-306" title="mk-4" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-4.jpg" alt="" width="287" height="286" /></a>Peygamber sün-netine uygun giyinenler çağ dışıdır, zaman değişmiştir ve bunun farkında olmak lazımdır. Bizi biz yapan ne kadar değerimiz varsa, oryantalist entelektüel lerin bakış açılarına denk bir oku-ma yapan bu adamları, Müslümanlardan çok, İslam düşmanları sevmektedirler.</p>
<p>Bunlara göre hak bir tarikat şeyhi bile, insanları aldatan bir şaklabandır (Haşa). Çünkü, onların bakış açıları, kendilerine mikrofon uzatanlarla eştir. Şeyh Diyince aklına Ali KALKANCI gelenler, onunda bir münafık olduğunun ortaya çıkmasına ne diyeceklerdir.</p>
<p>Mezhep imamımız İmam –ı Azam Ebu Hanife, talebeleriyle beraberken önlerinden geçen İbrahim Ethem Hz’ lerine saygı göstermiş, talebeleri “Sizin gibi bir alim, böyle derviş kılıklı bir adamın önünde önünde nasıl kalkar.” deyince şu cevabı vermiştir.</p>
<p>“O Allah’ ın zatıyla meşgul, bizse O(c.c)’ na ait ilim-lerin dedikodusuyla”</p>
<p>İşte Allah aşkıyla yanış gönül sahibi evliyaları küçük gören bu cüce adamların, “Allah’ ın sevdikleri kadrosuna” nispeten izdüşümleri neresidir? “Ariflere taş atanın, iman ile göçebilmesi” çok güç bir iştir ve bu adamların saldırı hedeflerinde en çok, tarikat ve tasavvuf ehli mübarek zatlar vardır!</p>
<p>Son günlerin popüler tiplemelerinden biride sahte Mehdi, Harun YAHYA’ dır. Bu adam saçına sakalına verdiği tuhaf şekilde “ Sezen Cumhur Önal”ı andırır bir edaya bürünmüş, kendi programında da karşısına oturttuğu bayanlara “Civcivim, sen ne şirin şeysin” diye kur yapma rezilliğine düşmüştür. Tek zerresinde şeraitsizliğin olamayacağı Mehdi Hz. lerinin imha hedefinde olmaktır bu adama yakışan… Cübbeli Ahmet Hoca’ nın deyimiyle, “Fatiha okusa kırk tane yanlışı çıkar, çıkmış Mehdi’ yim diyor…”. Hıristiyanların, Yahudilerin ve binbir türlü bir kadro halinde kafirlerin  “Allah dostu” olduğunu söylemesine ne demeli? Harun Yahya samimi bir Atatürkçüdür ve yapması gereken  Mehdi’ lik iddiasında bulunmak değil, Atatürkçü Düşünce Derneği başkanlığı için aday olmaktır.</p>
<p>İnsanlar “İnandıkları gibi yaşamazlarsa, yaşadıkları gibi inanmaya başlar”…Bir tarikat şeyhi olarak  yola çıkan adam Haydar Baş; işi nereye getirmiştir.  Harun Yahya Atatürkçü Düşünce Derneği başkanlığına aday olacak olursa, rakip çıkabilecek çapta Kemalist ilkelere yaklaşmıştır. Hatta bu da yetmemiş, geçtiğimiz günlerde Antalya’ da yaptığı bir konuşmada “Evet, Ehl-i Beyt’ i ve Hz. Ali’ yi tam manasıyla tanımam birkaç yıl öncesine dayanır…” demiştir. Kadiri tarikatı Hz. Ali’ ye kadar uzanan bir sil-sile izler ve bu sözlerin sahibi bu adam birkaç yıl öncesinde de bir (sözde) Kadiri şeyhiydi… Tanımadığının postunda ne yapıyordu peki…? Gadiri Hum bayramı vesilesiyle Allah Resulü’ ne (S.A.V) ithafen “Benden sonra imamınız ve Veliniz Ali’ dir…” cümlesiyle bu anlamda Ehl-i Sünnetten köklü bir sapma yaşamıştır.</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-5.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-307" title="mk-5" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/mk-5.jpg" alt="" width="414" height="311" /></a>Allah bir adamı dünya hırs ve metaının peşine düşürmeye görsün, raydan çıkmış tren gibi çarpmaya-cak kaya bırakmayacaktır elbet..!</p>
<p>Artık yemiyoruz Efendiler..! Anadolu yemi-yor..! Allah Resulü (S.A.V)’ nün  bir “Seriyye” birliğiysek  eğer, yemeyiz, yedirmeyiz Efendiler..!</p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=116" rel="bookmark" class="crp_title">1. Sayı Arka Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=350" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor… İşte Arka Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=111" rel="bookmark" class="crp_title">1. Sayı Ön Kapak</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=345" rel="bookmark" class="crp_title">Seriyye Dergisi Yeni Sayısı İle Karşınıza Çıkıyor&#8230; İşte Ön Kapağı !</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=124" rel="bookmark" class="crp_title">2. Sayımız Çıktı</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=302</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ONLAR YERDE IŞIK SAÇAN YILDIZLARDIR&#8230; &#8211; Oğuzhan GÖKMEN</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=297</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=297#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 May 2011 00:07:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Sayımızdan]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[“Sahabilerim gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tutunursanız kurtulursunuz&#8230;” Hadis-i Şerif İnanç ve davaların anlaşılabilmesi, anlatılabilmesi ve maksat cihana yön vermek ise; maksadın hasıl olabilmesi için davanın has ve baş kadrosunun iyi bilinmesi gereklidir. Has ve baş kad-ronun, dava ve inançların geleceğinin temsil noktasını oluşturmaları hasebiyle, hayatlarının ve seciyelerinin satır aralarının çok iyi okunması elzemdir. Hele ki bu dava ve inanç İslam olunca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/og-1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-298" title="og-1" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/og-1.jpg" alt="" width="766" height="560" /></a>“Sahabilerim gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tutunursanız kurtulursunuz&#8230;” </strong></p>
<p><strong> Hadis-i Şerif</strong></p>
<p>İnanç ve davaların anlaşılabilmesi, anlatılabilmesi ve maksat cihana yön vermek ise; maksadın hasıl olabilmesi için davanın has ve baş kadrosunun iyi bilinmesi gereklidir. Has ve baş kad-ronun, dava ve inançların geleceğinin temsil noktasını oluşturmaları hasebiyle, hayatlarının ve seciyelerinin satır aralarının çok iyi okunması elzemdir. Hele ki bu dava ve inanç İslam olunca bu okumaların dikkati ve idrakinin çok daha fazla olması muhakkak gereklidir.</p>
<p>İslamın has ve baş kadrosu&#8230; Sahabi&#8230;.Onları anlamak, anlatmak ve hatta anlatabilmek onlardan çok uzak yaşamış, yaşayan, kalpleri ve idrakleri iğdiş edilmiş, bütün manaların tekbir noktada toplandığından haberi olmayan, sır melekelerinden nasip almamış insanların had ve selahiyetlerinin çok dışındadır&#8230; Bizde,bu manada, minicik cürmümüz ve haddimizi bilmenin tüm hadsizliği ile Peygamber halkasının ifade ettiği ruh ve manayı anlama ve anlat-maya talibiz.</p>
<p>Sahabi&#8230; Kelime manası olarak sohbetten geliyor&#8230;.Sohbet eden&#8230;</p>
<p>İslam lûgatında ise O’nu(s.a.v.), İslama girer-ek bir kere gören veya O’nun (s.a.v) tarafından bir kere görülen tüm insanlar&#8230; İki temel şart var&#8230; İkisini bird-en taşımayan bu büyük rütbeye sahip değil ve olması imkansız&#8230; Önce İslama girmek, sonra bir nazar ede-bilmek veya nurdan bir nazarına değebilmek&#8230;</p>
<p>Sahabi olma konusunda erkek, kadın, hür, köle, büluğa erenler ve çocuk yaşta olanlar eşittir. Bu konuda millet ayırımı da yoktur. Sahabi olmak için bir-inci şart iman, ikinci şart Rasulullah (A.S.) Efendimizi görmek veya ona görünmek, üçüncü şart da bu iman ve sevgi içinde ölmektir.</p>
<p>Kendini mümin gösterip de, gerçekte münafık olanlar da sahabi değildir. İsterse Allah Resulü (a.s.) ile senelerce beraber olsunlar.</p>
<p>İlk sahabiler, erkeklerden “O (s.a.v.) ne diyor-sa doğrudur “ sözü ile Sıddık sıfatı ile üst rütbelilerin en üstüne oturacak Hz. Ebu Bekr (r.a)&#8230; Kadınlardan, tertemiz ve pak Peygamber zevcesi Hz. Hatice (r.a)&#8230;Çocuklardan ilmin kapısı olacak Hz.Ali (r.a.)&#8230;Azatlı kölelerden, Zeyd bin Haris (r.a.)&#8230; Kölelerden ise, Peygamber müezzini Bilal-i Habeşi (r.a.)&#8230;</p>
<p>Kıymetlerini kendi nefsleri ve yaşamlarından değil, nurun kaynağının nazarına bir kere değebilmekten  alan ve o nurdan bir zerre kapabilenler&#8230; Bu manada nasip alama-yan Üveys-el Karani Hazretleri geliyor aklımıza&#8230; Yemende O’nu görmeden müslüman olanlardan&#8230; İslam ölçüsüne göre bir yaşam ve nefsine sonsuz hükmediş&#8230; Nurun kaynağından pay kapmaya niyetleniyor fakat annesi gitmesine izin vermi-yor&#8230; İslam ahlakı ile ahlaklanan Üveys-el Karani annesini kıramıyor ve O’nun (s.a.v) nazarına malik olmaktan mahrum kalıyor&#8230;Ve insanlık kadrosunun kolbaşçılarından olamıyor&#8230; Sır&#8230;</p>
<p>Kısaca rütbeye ulaşabilmenin tek yolu nurun kaynağından bir damla alabilmek veya nazar edebilmek&#8230; Yoksa sahabi olunmuyor&#8230; Bakanın veya görenin bir nazarı olupta ömrünün sonunda da bunu taşırsa insanlık kadrosunun en üstünlerinin üstünde&#8230;.</p>
<p>Ve sahabi&#8230;</p>
<p>Sahabi ne ifade etmektedir pekala&#8230; Üzerlerine nur yağmış nurdan insanlar topluluğu&#8230; Garip ve mahzun doğmuş bir dinin ilk kabulcüleri&#8230; Peygamber’in ilk bağlıları&#8230; Üm-metin temel yapısı&#8230; Kalbini, gönlünü, duygu ve düşüncelerini O’na (s.a.v.) bağlayıp, bu bağlanma çerçevesinde hadsiz ve sınırsız şekilde “Akıl Atını” oynatabilen nurdan insanlar&#8230; Her biri ayrı ayrı bir fert temsil etmekle birlikte, bütünden parçalar&#8230;</p>
<p>Kur’an’ın her bir noktasını aklına, gönlüne ve hayatının her anına yazmasının yanı sıra O’nu birleştirerek “Mushaf” haline getiren ve çağlar ötesine tek bir noktasının bile değişmeden iletilmesi  için muhafaza edenler&#8230;</p>
<p>İslamın edep, adab ve ahlakı demek olan Kur’an ve Sünneti ruh ve kalplerine disipline ederek çağlar ötesine in-tikal ettirenler&#8230; “Cevabı onlarda bulamazsanız ne yaparsın” sorusuna karşılık “İctihad ederim” diyecek kadar ruhlarına işleyenler&#8230; Her biri müçtehid&#8230;</p>
<p>Resulullah’ın, Hadis-i Şeriflerin’de “Sahabilerim gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tutunursanız kurtulur-sunuz” buyurdukları gibi, dinin nasıl yaşanması gerektiğini yaşayarak anlatanlar&#8230; Taklit edilerek kurtuluşa erilecek ye-gane insan kadrosu&#8230;</p>
<p>Parça bütünün habercisidir düsturundan hareke-tle herbirinde Peygamber seciyesinden bir pay bulunan&#8230; Nurun  kaynağındaki tüm güzellikler adeta parça parça onlar üzerine serpilmiş her birine bir parça düşmüş&#8230; Ve bütün parçaların birleştiği yegane insan “Gaye- İnsan ve Ufuk- Peygamber”dir&#8230;</p>
<p>Allah Resulünun (S.A.V) temsil ettiği “Gaye- İnsan ve Ufuk- Peygamber”hakikatinden kendilerine düşen payeleriyle bütünün habercisi topluluğunun fertleri&#8230; “Gaye- İnsan ve Ufuk- Peygamber”den sayısız vasıflarından kendi paylarına düşenle sınırsız yaşayan ve yaşatanlar&#8230;Sahabi olmasa idi&#8230;</p>
<p>Cilve-i Rahmani daha iyi bilir ancak, küçücük akıllarımız ve gönlümüze yer etmiş -inşallah- Resul ve sahabi muhabbetiyle iğdiş edilmiş dimağlarımızdan dökülecek tek kelime&#8230; Allah Muhafaza&#8230;</p>
<p>Bu düşünceyi Allah Resulu bile aklına getirmek istememiştir&#8230;Şöyle ki:</p>
<p>Küfr ordusu ile ilk ciddi mücadele.. Bedr gazası&#8230; Bedr gazasının en sıkıntılı anları&#8230; Üç kat kemmiyet ifade eden küfr ordusuna karşı- herbiri milyon insandan üstün bir mana ifade etmesine karşın- bir kat mü’min ordusu&#8230; Resu-lullah sıkıntıda&#8230; İlahi yardımın kendilerini denediğinden habersiz&#8230; Elleri rahmeti  sonsuza açılıyor ve İlahi’ye feryat Sahabi’nin, O’nun ve dinin nazarında ki yerini açıklıyor&#8230;“Ya Rab! Şu iman topluluğunu helak edersen yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmaz!”sahabi olmasa bu olacaktır, Allah ve Resulune iman eden kimse kalmayacaktır yeryüzünde&#8230;</p>
<p>Bu manada sahabilik gibi bir kurumun yerleşemediği, belkide bu nedenle ilahi kaynaklıkları bozulmuş ve tahrif edilmiş dinlere bakmak yerinde olacaktır&#8230;  Hz. Musa (a.s.) ve kavmi ilk bakılması gereken topluluk olmalıdır&#8230; Bir araya gelerek bütünü oluşturmaya  çalışan inanç ve fikirleri parçalamak için elinden geleni ya-pan, kendisinden başka yeryüzünde güç bulunmasını istemey-en, bozguncu, yıkıcı, kendi dininin ve sonrakilerin tahrifçisi yahudi kavmi&#8230; Daha Mısırdan ayrılırken, tahrif ettikleri kitaplarına göre bozguna uğramışlardır&#8230;</p>
<p>Hz.Musa(a.s.) onları Mısırdan çıkarırken Firavun’un kendilerine yaklaşmasını bahane ederek hemen Rabbine isyan eden yahudi&#8230;Devamında yine alçaklık,rezillik, sefihlik ve dönek-liklerini ortaya koymuşlar ve Peygamberleri daha Tur dağına çıkmadan altından buzağı heykeli ya-parak ona, tapan yahudi&#8230; Ve bu da yetmemiş gibi kendi kitabını tahrif etmekten kaçınmayan yahudi&#8230;</p>
<p>Aynı manada, Hz. İsa(a.s) ve havarilerinede bak-mak yerinde olacaktır&#8230; Bizim sahabi modelimize denk düşmesede, havarilerde Hz. İsa’nın sahabisi idi&#8230; Hz. İsa (a.s)  göğe kaldırıldıktanterk-i dünya ettikten sonra ha-varileri bir taraftan yahudi işbirlikçilerle, bir taraftanda zalim Roma ile mücadeleye başlamışlardır. Romalıların baskılarına ve yahudinin alçaklığına uğradılar ve yargılandılar&#8230; Kimisi öldürüldü, kimiside Filistin’i terk zo-runda kaldı&#8230; Bu ortam içerisinde Hz. İsa (a.s) sahabisi ha-variler, O’nun (a.s.) tebliğini ve İncil’i yeteri ve gereği gibi muhafaza edemediler&#8230; Baskıcı Roma’nın ve uğradıkları zulmün etkisiyle tevhid akidesini yaşayamadı ve yaşatamadılar&#8230; İnsanlara nakledemedikleri bilgiler ve tebliğler nedeniyle de onlar öldükten sonra Hz. İsa (a.s.) dini tahrif edildi, meydan yine yahudilere kaldı&#8230; Böyle bir fırsatı asla kaçırmayan yahudi, onların taşıdıkları öğretileri tamamen değiştirdi ve Hz. İsa (a.s) dini ile alakası olmayan Hristiyanlık denilen yeni bir din modeli oluşturdular&#8230;</p>
<p>Bu noktada sahabiye bir kez daha Radıyallahu anhüm (Allah onlardan razı olsun) demek isabetli olacaktır sanırım&#8230; Üzer-lerine kayalar konulmasına, derileri paramparça edilmesine, kızgın demirlere ve çöl sıcağına maruz kalmalarına, akba-balara teslim edilmelerine ve hatta yurtlarından kovulmalarına rağmen, Allah ve Resulune verdikleri sözden bir an dahi dön-meyen-döndürtülmeyen  sahabi ile karşılaştırldığında ne aciz ve ne rezil bir durumdur&#8230; Bu manası ile sahabimiz, insanlık kadrosu içinde de topluluk hakikati ile yegane mertebeye sa-hip olmuş tek topluluktur&#8230;</p>
<p>Eğer ki Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa’da (a.s.) Efendi-mize verilen sahabi gibi bir mana topluluğuna sahip olabilse idi – daha doğrusu bunu Allah (c.c.) nasip etse- ne dinleri ne de kutsal kitapları tahrif edilemezdi&#8230;</p>
<p>‘‘Büyük Doğu’’ca Sahabi&#8230;(Üstadın Çöle İnen Nur Kitabından alınmıştır&#8230;)</p>
<p>Sahabi, O’nu, müslüman olarak, Resullüğüne inanmış bulunarak, bir kere gören, yahut O’nun tarafından bir kere görülen&#8230;Tabir &lt;&lt;sohbet&gt;&gt; geliyor!O’nunla sohbet eden&#8230;O’nu bir kere gören.. İsterse tek bir saniyecik olsun&#8230; Bir kere o nurun yüzüne bakmış olan. Isterse bir an sürmüş olsun&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">●</p>
<p>Ne zamanın kıymeti var, ne mekanın. İsterse tek lahza ve göz planının en uzak haddi içinde görsün&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">●</p>
<p>Sohbet, sahabilik vasfının galip şartı ve mutlak değil&#8230; Nazarın sohbeti yeter&#8230;  Ve O’nun tarafından bir kere görülen&#8230; isterse görül-en, görmemiş olsun&#8230; Uykuda, dalgın, başka bir işle meşgul, habersiz ve bilgisiz olsun&#8230;  Tek O’nun nazarı kendisine değmiş bulunsun&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">●</p>
<p>Ama bu şartların hepsinde, sahabi olacak insanın müslümanlığı şart&#8230;Kafir olarak görür de, Allah Resulünün vefatından sonra İslama gelirse, sahabi değil&#8230;Müslüman iken gördükten sonra dininden çıkan, hiç değil&#8230;  Sahabiliğinden sonra dininden çıkıp tekrar dinine gelen, gene kaybettiğini bulur&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">●</p>
<p>Hasılı, yeni doğmuş müslüman çocuğundan, iki gözü kör ihtiyara kadar kalbinde Şehadet kelimesi yatan herkes O’nu bir an görmek veya O’nun tarafından bir an görülmekle Sahabidir&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">●</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/og-2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-299" title="og-2" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/og-2.jpg" alt="" width="497" height="286" /></a>Ölçü:</p>
<p>&lt;&lt;Velinin en büyüğü, sahabinin en küçüğü olan Vahşi’nin ayak tozu bile değildir.&gt;&gt;</p>
<p>Bu ölçü &lt;&lt;Altun Silsile&gt;&gt; büyüklerinin&#8230;</p>
<p>Şimdi O’nu gören müslümanın, bir atlayışta nereye çıktığı keyfiyetinden, O’nun ne olduğunu düşünmeğe geçiniz.</p>
<p>O’nu bir kere gören çoban, en varılmaz mana stratosferine çıkmış velilerden üstün oluyor. Hep o Nura göre hesap&#8230;</p>
<p>Ve Sahabiler&#8230;</p>
<p>Gönül isterki yeryüzüne inmiş yıldızlar olan sahabi-yi buraya nokta nokta kaydedelim&#8230; Ancak buna ne bu dergi-nin sahifeleri yeter, ne de cüce cürmümüz bu kadri kendisinde bulabilir&#8230; Bu mana da sahabinin dereceleri göz önünde bu-lundurularak Aşere-i Mübeşşere’nin(cennetle müjdelenen on sahabi)hayatlarının kesitleri ve kıymet hükümlerinin buraya konulmasının uygun olacağını düşündük&#8230;</p>
<p>Aşere-i Mübeşşere&#8230; Büyüklerin en büyükleri-nin en büyükleri olan Dört halifeyi de kapsayan, cennetle müjdelenen on Sahabi&#8230; Dört büyük halife ve altı çok büyük&#8230; Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali&#8230; Bu sıralamanın kasıtlı olarak yanlış söylenmesi bile büyük zulüm&#8230; Ve altılar&#8230; Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz. Ubeyde bin Cerrah, Hz. Said bin Zeyd, Hz. Sa’d bin Ebî Vakkas, Hz. Ubeydul-lah bin Talha, Hz. Zübeyir bin Avvâm(Radiyallahü an-hüm)&#8230;</p>
<p>Hz. Ebu Bekr&#8230; İlk erkek sahabi&#8230; Resululullah’ın can yoldaşı&#8230; “Nebilerden sonra insanlığın en hayırlısı” ha-disine mazhar olan&#8230;Kendisine sevginin ve şükranın bütün ümmete vacib olduğu söylenen büyük veli&#8230; Nakşi kolunun dayanak noktası&#8230; Zikirde kendisi örnek alınarak sessizliğin derinliklerinde ki yakarışı ortaya çıkaran&#8230;Allah Resulunun yolunda , madde ve mana planında herşeyini her seferinde fedanan kaçınmayan büyük insan&#8230; “O ne diyorsa doğrudur” mahyalaştırılmış sözünün sahibi&#8230; Ve Sıddık&#8230; Sonsuz mer-hamet sahibi&#8230;</p>
<p>“İdrakin aczini idraktır ki, idrakin ta kendisidir” sözüyle de “akıl atını” sonsuz koşturduğu belli olanlar-dan&#8230; Merhametin sonsuz olmasının yanında İslamın bir tek kuralının dahi feda edilmeyeceğini ispatlayan büyük halife&#8230; Halifeliği döneminde namaz kılarız oruç tutarız ancak zekat vermeyiz diyerek ortaya çıkan topluluğun üzerine “Vallahi Resulullah’a verdikleri bir ip parçasını bile benden esirgerl-erse onlarla savaşırım” demekten geri kalmayan mücahid&#8230;Kendisi hakkında, kemmiyetinden daha çok keyfiyeti  sonsuz sayıda hadis ve Allah’ın kelamında kendisi işaret edilerek yer buluş&#8230;</p>
<p>Hz. Ömer&#8230; İslamın hak ve adalet ölçüsü içerisinde, celadetli yüzü&#8230; İslam’a delice bağlı&#8230; İslama yapılmış ve yapılması muhtemel tüm saldırılara karşı sonsuz öfke sahibi&#8230; Resulullah’ı öldürmek vazifesine gözünü kırpmadan atlamış, ancak bir bakışla yerle bir olmuş büyük sahabi&#8230; Ve o anda bütün saf iman aşkı ve öfkesiyle İslam kılıcını kuşanmış&#8230; 40. müslüman&#8230; Ve tedbir O’nun İslama girmesi ile kalkıyor&#8230; Tedbir emrinin uygulandığı dönemde içinde iman ateşini susturamayıp meydan yerine dikilerek “bende müslüman oldum. Karısını kocasız, çocuğunu yetim, anasını evlatsız bırakmak isteyen varsa çıksın” diyen&#8230; Şeytanın korkusun-dan yaklaşamadığı yegane insan&#8230; Bu yüzden yanı hep Resulullah’ın sol yanı&#8230;Adalet timsali ve onu mülkün temeli olarak yaftalayan&#8230; Adalet uğruna öz oğlunu kırbaçlayarak cezasını kesen&#8230; “Benden sonra peygamber gelecek olsa idi Ömer olurdu” övgüsüne layık &#8230; Dicle’nin kenarında kurt tarafından kapılan koyunun sorumluluğunu taşıyan Ömer&#8230; Ve süslü püslü Bizans elçisini halife olarak yamalı hırkası ile hurma ağaçlarının altında karşılayan&#8230; Büyük doğu ideolocyası adına,tabii ki, bütün sahabinin önemi büyüktür, ancak Hz. Ömer ayrı bir öneme haizdir&#8230; Çünkü o saf kal- bi, sonsuz adaleti ve şefkat gözyaşlarının sahibi olmasının yanı sıra, İslamı  (haşa), budizm gibi, herşeye karşı sevgi ve sonsuz höşgörü gösteren bir dinmiş gibi algılayanlara karşı, onun adına onun öfkeli yüzü, sert mizaçlı delikanlısı olarak karşımıza çıkmıştır&#8230; İyi ki varsın..Bir mecusi tarafından şehit&#8230; Bu manası ile hala var&#8230;</p>
<p>Hz. Osman&#8230; Haya ve edepde daha ötesi yok&#8230; Demiştik ya, sahabi Resulullah’tan aldıkları payeden nasiple-nerek seciyelerini ortaya koymuştur, O’da Resul’den edep, haya, hilm ve şefkati almış&#8230; Daha ötesi yok&#8230; Zinnureyn&#8230; Al-lah Resulunun iki kızını alması nedeniyle çift nurlu manasına Zinnureyn&#8230; Kur’an’ı mushaf haline getirerek çoğaltan ve ihtilaflı mushafları yaktıran&#8230;En zor halifelik zamanları&#8230; Ka-buk tutmaya başlayan vecd halinin son damlası&#8230; Herkes ken-disine verilen ölçüsünde amel etmiş, Hz. Ömer’den korkarak fitneye yönelemeyen münafık, Osman’nın hilm ve yumuşak başılılığından yüz bularak zehrini etrafa salmaya başlamış&#8230; Ve fitne mayası tutmuş, İslam coğrafyası karışmış&#8230; Ve son nokta, dini içinden çürüten fitne ateşi evinin etrafını çevirmiş, Paygamber’in iki Nuru Hz. Hasan ve Hüseyin’n korumalarına rağmen, Ak sakalından Mushaf’ın üzerine düşen iki damla kan ile şehit&#8230; Allah Onların ellerini kırsın ve kırdıda&#8230;</p>
<p>Hz. Ali&#8230; Nur neslinin kolbaşçısı&#8230; Peygamber torunlarının babası&#8230;Peygamber neslinin kolbaşçısı&#8230;  İlmin kapısı&#8230; Allah’ın kılıcı&#8230; “Ali’ye nazar İbadettir” övgüsüne mazhar&#8230; “Herşey O’na karşı yok; ve herşey O’nunla var” hikmetiyle İlmin kapısı olduğunu derinliğine kadar ispatlayan veli&#8230;Maalesef fitne ateşi ve Ehl-i Sünnet akidesinin dışında olanların en çok istismar ettikleri sahabi(Allah onları kah-retsin)&#8230; Kadiri yolunun kolbaşçısı&#8230; Zikirde taklitçileri&#8230;.  sahabinin ilk dört büyüğü,İslam çatısını ayakta tutan dört büyük sütun&#8230;Öyle büyük dört sütun ki ,sanki Peygamberde ki tüm özellikler dördüne pay edilmiş ve sonradan tüm sa-habiye dağıtılmış&#8230;</p>
<p>Sad Bin Ebi Vakkas&#8230; İlk Müslümanlardan&#8230;Müthiş okçu&#8230; “At ey Sad anam babam sana feda olsun”övgüsüne tek mazhar olan&#8230;İslam adına Allah yolunda kan akıtan ilk saha-bi&#8230;Seriyye’nin ilk kan sahibi&#8230;</p>
<p>Said Bin Zeyd&#8230; O’da ilklerden&#8230; Hz. Ömer’in kız kardeşi ile evli&#8230; Ömer (r.a.) Resulullah’ı öldürmeye giderken O’nun evine uğrak veriyo&#8230; Ve iman ateşi düşüyo orada&#8230;Bedir hariç diğer savaşlarda başrolde&#8230;</p>
<p>Talha Bin Ubeydullah&#8230;Acı gün Uhud’da peyg-amber kalkanı&#8230; Gazi ve kolunu Resul yönünde şehit vermiş sahabi&#8230; Aynı zamanda Resulullah’ın bacanağı&#8230;Cemel günü sürünerek Hz. Ali ordusunda ki askere sürünerek giden ve Hz. Ali’ye biatını tazeleyen sahabi&#8230;</p>
<p>Zübeyr bin Avvam&#8230; Yetim&#8230; Amca tarafından İslama girmesi sebebiyle, ateş ve dumanla işkence edilen sahabi&#8230;Amcası Nevfel’i Bedr günü yere seren sahabi&#8230;Hz. Osman’ın Şehit edildiği gün oğullarını onu korumaya gön-deren sahabi&#8230;Üstadın “iyilerin en hayırlıları ile, hayırlıların en iyileri arasında” diye tarif ettiği cemel günü şehit&#8230; Hz. Talha ile&#8230;</p>
<p>Ebu Ubeyde bin Cerrah&#8230;İlklerden&#8230; Habeşistan’a giden ilk muhacirlerden&#8230; Resulullah’ın koyduğu sıfatla Mü’minlerin Emini&#8230; Bedr de babasını öldürmekten geri duy-mayan şanlı mücahit&#8230; Uhud günü Resulullah’ın yüzüne batan miğfer parçalarını çıkarırken ön dişlerini şehit eden sahabi&#8230; Emin sıfatı ile buna göre bir çok vazife ile vazifelendiriliş&#8230; Hz. Ömer’e” Allah’ın kazasından kaderine kaçıyorum” dedir-ten sahabi bu söze mevzu olan veba salgınından vefat edi-yor&#8230;</p>
<p>Abdurrahman bin Avf&#8230;Resulullah İsim babası&#8230; Dar-ul Erkam’dan&#8230; O’da İlklerden&#8230;İpek giymenin izin verildiği tek  sahabi&#8230; Hz. Ömer namaz kıldırıyor vaziyette şehit edilirken, namazı tamamlamak üzere imamete geçen yine O&#8230; Hz. Ömer’den sonra halife adaylarından biri&#8230;. Hakkından feragat eden halife adayı&#8230; Hz. Osman devrinde ebediyete intikal&#8230;</p>
<p>Kısaca özelliklerine değinmeye çalıştığımız sahabi&#8230; Büyüklerin en büyüklerinin en büyükleri&#8230;  Onlar hakkında ki kıymet hükmünü Üstaddan vermek yerinde olacaktır&#8230;“Sahabi,O’nun, kainatın o yüzden var olduğu insanlık tacının aynasıdır; ve o aynaya kondurulacak en küçük leke, hayale değil aslî zata sirayet etmek gibi en azim tehlikeyi yaşatır. Dini doğrudan doğruya Peygamber elinden alan ve O’nun örneklik kadrosunu şekillendiren, Resulden sonraki ve Resule bağlı mübarekler çevresinin, “sahabi” sıfatını muhafaza edici hiçbir ferdine dil uzatma hakkı hiçbir fertte mevcut değildi; ve bu ölçü, doğru yolun biricik yaftası “sünnet ve cemaat ehli”nin başlıca şiârıdır.</p>
<p>Selam Ve Dua ile&#8230;</p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=201" rel="bookmark" class="crp_title">Biz&#8230;  Oğuzhan GÖKMEN</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=309" rel="bookmark" class="crp_title">DİKKAT! MODERNİST SAPIK ÇIKABİLİR..! &#8211; Tolga YÜKSEL</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=302" rel="bookmark" class="crp_title">AŞKSIZ KAZMALAR &#8211; Mehmet KOYUNCU</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=205" rel="bookmark" class="crp_title">MODERNİZM ve GETİRDİKLERİ&#8230;   Faruk KAHRAMAN</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=287" rel="bookmark" class="crp_title">ŞÖYLE DİYEYİM… &#8211; Oğuz TUNÇ</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=297</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÜRESEL EKONOMİ POLİTİKASI  VE SAVRULAN BİZ &#8211; Faruk KAHRAMAN</title>
		<link>http://www.seriyyedergisi.com/?p=291</link>
		<comments>http://www.seriyyedergisi.com/?p=291#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 May 2011 23:51:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seriyye</dc:creator>
				<category><![CDATA[2. Sayımızdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seriyyedergisi.com/?p=291</guid>
		<description><![CDATA[Ekonomik politikalar ve uygulanışı bilinç altımızı ,itikat ve yaşantımızı nasıl ne kadar etkiler ? Bu kol-erasyonun net görüntüsü belkide en çok günümüzde kendini göstermektedir. Yaşadıklarımıza inanmaya başladığımız ,ekonomi merkezli kemmiyet hesaplarının her işimizde  özü oluşturduğu ve küresel konjonktürün dümen suyuna uyarak madde çapındaki vurgunlarımızla motive olarak yeni vizyonumuzun heyecanı içindeyiz.Biz farklıyız diyor,Hz. Ömer (r.a)’in adaletinden dem vurarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/fk-1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-292" title="fk-1" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/fk-1.jpg" alt="" width="693" height="554" /></a>Ekonomik politikalar ve uygulanışı bilinç altımızı ,itikat ve yaşantımızı nasıl ne kadar etkiler ? Bu kol-erasyonun net görüntüsü belkide en çok günümüzde kendini göstermektedir.</p>
<p>Yaşadıklarımıza inanmaya başladığımız ,ekonomi merkezli kemmiyet hesaplarının her işimizde  özü oluşturduğu ve küresel konjonktürün dümen suyuna uyarak madde çapındaki vurgunlarımızla motive olarak yeni vizyonumuzun heyecanı içindeyiz.Biz farklıyız diyor,Hz. Ömer (r.a)’in adaletinden dem vurarak kendimizce tırmanmaktayız kapital basamaklarını.</p>
<p>Artık takımlarımız  var bizi biz yapan, maalesef haya kapılarımızın yıkıldığını edep sınırlarının aşıldığı bizlere dayatılan bizden uzak kavramların zamanla içimizden biri oluverdiğini,gelenekselleşiverdiğini görüyo-ruz. Yaşanan süreçle birlikte duyarsızlığımız artıyor,değer yargılarımızı yitiriyor,sürecin bizleri sistematik ve geri dönüşü olmayacak şekilde milli yozlaşmaya sürüklediğini görüyoruz.En önemlisi Müslüman’ın üzerinde taşıması gereken keyfiyetleri yitiriyoruz.</p>
<p>Modern kapitalizm insanları kendi çıkarının peşinde koşan, hırçın ve kimseye güven duymayan varlıklar haline getiriyor. Küçük yaşlardan başlayan acımasız rekabet ve sınırsız kazanma güdüsü, kişisel başarıyı ve çıkarı her tür değerin önüne koyuyor. Anlayış, hoşgörü, merhamet, paylaşım, dostluk, kadirşinaslık, nezaket, vefa ve cömertlik gibi ahlâkî değerler, adeta bireysel başarıyı engelleyen lüks hasletler olarak görülüyor. Bu tutumun arkasında müstakil bir dünya görüşünün olduğu açık. Bu dünya tasavvuru, “bireysel akılcılık”, “seküler ahlâk” ve “ilerlemeci hümanizm” üzerine kuruludur. Bu üç unsurun birleşiminden modern dünya görüşü ve onun ürettiği ahlâk anlayışı ortaya çıkıyor. İleri sanayi toplumlarının ekonomi alanındaki görece başarısına meftun olan aydınlar, bu üç unsuru da sorgulamadan kabul ediyor. Eğitim sistemimiz, popüler kültür ve kalkınma modelleri, bu verileri eleştirel bir şekilde analiz etmemize neredeyse imkan vermiyor.</p>
<p>Modern dünya görüşünün ve ahlâk anlayışının bu üç unsuruna biraz yakından bakalım.</p>
<p>Bireysel akılcılık, tarih ve gelenek gibi kollek-tif değer manzumelerini baskı unsurları olarak görür ve reddeder. Kişinin her tür özgürlüğünü kutsayan bu bireyci yaklaşım, kişinin aklını, yani o bireyin makul ve meşru gördüğü doğruları, arzuları, kaygıları esas alır. Doğru düşüncenin kılavuzu olması gereken akıl, böylece radikal bireyciliğin ve bencilliğin temeli ha-line gelir. Kökleri antik Yunan düşüncesine giden “İnsan her şeyin ölçüsüdür” sözü, modern düşüncenin de bireyci ve hümanist felsefesi haline gelir.</p>
<p>Oysa bu tip bir bireycilik bizim geleneğimizde hiç bir zaman hoş karşılanmamıştır. Zira insan, ancak başkalarıyla bir arada yaşadığı zaman kendi kend-isini gerçekleştirebilir ve insan oluşun manasına ere-bilir. Eskilerin “İnsan düşünen/konuşan varlıktır” (hayvan-ı nâtık) tanımı insanın akıl ve dil sahibi bir varlık olduğu kadar, aynı zamanda sosyal bir varlık olduğuna da vurgu yapar. Zira düşüncenin dilde ifade edildiği konuşma (nutk), bireysel değil, sosyal bir eylemdir. İnsanın yeryüzünü imar etmesi, medeniyet kurması da diğer insanlarla bera-ber mümkündür. İnsan neslinin devamı da şüphesiz karşı cinsin varlığını zorunlu kılar. Bütün bu sebeplerden dolayı klasik düşünce, modern manada bireyciliğe hiç bir zaman kapı aralamamıştır. İnsan ile toplum arasındaki bu dengeli yaklaşımın arkasında, dinin insan hayatına yüklediği anlam vardır.</p>
<p>Gelişme ve kalkınma yolunda ilerlemek”, “dünya ile bütünleşmek”, “evren-sel standartları yakalamak” gibi tabirlerin dilimize hiç olmadığı kadar yerleştiği bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bunlar ve benzeri ifadeler, yaşadığımız geçici hayat ile ne tarz bir ilişki kurduğumuzu anlatıyor aslında.</p>
<p>Gelişmiş/kalkınmış olduğu söylenen ül-kelerle aramızdaki mesafeyi kapatmaya çalıştıkça “dünyevîleşme” dediğimiz hali daha yoğun hissetme- ye ve yaşamaya başladık. “Piyasa ekonomisi” olgusu kendi şartlarını dayatıyor. Elbette girdiğimiz yolun kaçınılmaz gereği bu.</p>
<p>Acımasız şartların hakim olduğu ekonomik piyasada küçükler, ekonomik olarak daha güçlü olan-larla rekabet edebilmek ve onlar karşısında ayakta ka-labilmek için, büyükler de piyasada elde ettikleri payı korumak için sürekli daha çok çalışmak, daha fazla üretmek ve durmadan büyümek zorunda.</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/fk-2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-293" title="fk-2" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/fk-2.jpg" alt="" width="341" height="340" /></a>Kimin geliri daha fazlaysa onun daha çok itibar gördüğü, insanların ne kadar fazla tükettiklerine bakılarak değerlendirildiği bir dünyadayız. Hayat bu hayhuy içinde hızla akıp giderken, bir an için durup şöyle bir soluklanmak ve bizi içine çeken bu anaforun dışına çıkarak olup biteni dışarıdan gözlemek en temel ve ertelenemez ihtiyaç bizim için.</p>
<p>Evet, nereye gidiyoruz?</p>
<p>İbn-i Abbas (r.a.) rivayetine göre Rasul-i Ekrem (S.a.v) bir hadislerinde buyurmuşlar ki : Her ümmetin bir fitnesi vardır, benim ümmetimin fitnesi ise maldır.(Tirmizi nr.2336, Ahmet b.Hanbel 4/160, İbn-i Hibban, Essahih nr. 3212, Hakim, El Müstedrek 4/318)</p>
<p>Dünyanın Yüce Kitabımız’da sıklıkla “aldatıcı” olarak nitelendirilmesinde şüphesiz bizim için büyük bir uyarı vardır. Kalbinde küçük bir zayıf nokta, iradesinde az bir gevşeklik bulunan kimsenin dünyaya kapılıp gitmesi hayli kolay ve sık rastlan-an bir durumdur.</p>
<p>Zira dünyaya bağlılık ve düşkünlük bulaşıcı hastalık gibidir. Hastalığın bağışıklık sistemindeki en küçük bir gevşemeyi fırsat bilerek insanı ele geçirmesi gibi, dünya ve dünyalık da irademizdeki en küçük bir zaaftan istifade ile bizi kendisine zebun eder. Bu, insan-dan insana bulaşan bir hastalıktır. Birinin elindeki servet, ev, araba, yazlık kışlık, harcama kapas-itesi ve tüketim seviyesi, çoluk çocuğuna sarf ettikleri, giyim kuşamı… Bütün bunlar iradesi zayıf insanları özendirir, kıskandırır ve “ben de öyle olmalıyım” düşüncesine sevk eder.</p>
<p>Mülkün iki tehlikesinden biri budur. Servet sahibi insanlar dayanışma, paylaşma ve infak hassasi-yetinden uzaklaştığı takdirde toplumda zenginlerle fa-kirler arasında uçurumlar oluşur ve bu durum toplumu bir arada tutan bağların zayıflayıp kopmasına kadar gider. Toplumsal patlamaların sebebi budur. Dünyayı bir asra yakın meşgul eden, milyonlarca insanın şu veya bu şekilde mağdur olmasına, sürülmesine, acı çekmesine, ölümüne yol açan komünizm belası böyle zeminlerde gelişip serpilmiştir.</p>
<p>Küçük çaplı bireysel girişimlerin pek bir işe yaramadığı, liberal ekonomik düzenin kaçınılmaz gereği olan acımasız rekabeti sürdürebilmek için şirketlerin birleşip holdingleri, tröstleri oluşturduğu bir dünyada yaşıyoruz.</p>
<p>Hep kazanmak, hep en önde olmak, daha çok üretmek ve kazanmak dürtüsüyle adeta canavarlaşmış uluslar üstü sermaye birikimlerinin ortaya çıktığı bu dünyada infakın, dayanışmanın, paylaşmanın, fakiri düşünerek hareket etmenin ve hepsinden önemlisi de serveti bir “emanet” olarak görecek ruh ve şuur duru-munu muhafaza etmenin imkanı var mıdır?</p>
<p>İslâm hem bireyi hem de toplumu bu iki teh-likeye karşı muhafaza altına almanın yollarını göster-mekte, ifrata ve tefrite meyletmeden, insan fıtratının özelliklerini de dikkate alarak orta yolu göstermekte-dir.  İslam toplumunun iktisat iç-yapısı hakkında İslam düşüncesinin altın döneminde yazılan     klasik eserleri günümüz literatürüne  getirememiş bulunduğumuzdan bugün , İslam ülkelerinde üzerinde durulan iktisat ilmi,  doğrudan doğruya , batı iktisat teorilerinin bir tekrarı olmaktan , iktisadi  olayları batı  iktisat postulalarıyla inceleme ve yorumlamadan öteye gitmemektir . Bu me-tod ise , her şeyden önce , sosyal hayatın öbür alan  ve görüşleriyle iktisadi yaşayış arasındaki bağları hiçe say-makta ve batının tecrübe-sinde  doğmuş kavramları doğu ve İslam deneyine uygulama gibi içinden çıkılmaz bir kavram ve re-alite kopuşuna sebep olmuş ve olmaktadır. Daha  iktisat realitesi tespit edilmeden değer hükmü alanına geçili-yor arkasından  da birkaç  ik-tisadi doktrin alternatifinden birini seçmeye zorlanıyoruz.</p>
<p>Batı düşünürleri ve İslam ülkelerindeki izleyicileri , her şeyden önce , İslam’ın teklif ettiği iktisat düzenini sırf  teorik , hatta ütopik  bir sistem gibi görüp inceleme  ve bugünkü İslam ilkelerindeki iktisat yapısını ,birkaç   tesir ve şartın kurduğu soyut  bir şema  çerçevesinde ele alma , bu iki yapı arasında  da  peşin hükümler  dışında bir ilgi aramama yanlışından  kendilerini kurtaramıyorlar .</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/fk-3.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-294" title="fk-3" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/fk-3.jpg" alt="" width="397" height="321" /></a>Halbuki , İslam’ın getirdiği iktisadi perspektif , Medine’de  İslam  devletinin kuruluşundan başlayarak bugüne kadar  gelmiş  İslam toplumuna uygulanmış ,  iktisadi  olaylar akıntısı içine  yerleşerek belli başlı bir iktisadi strüktür  doğurmuştur. İktisadi  yapının İslam dışı sistemlere  kaydırılmak  istendiği  ve bir  mik-tar  da  gerçekleştirildiği bugün bile İslam ülkeler-inde iktisat hayatı , bütün bütüne , İslam’ın etkisinden sıyrılmış değildir. Demek ki  , İslam’ın iktisat tarihi, sadece, iktisadi  düşünce tarihi olarak ele alındıkça , hem gerçeği tesbitten uzakta kalır , hem de İslam’a  karşı, ilim ahlakı ve düşünce namusuyla  bağdaşmaz bir cinayet işlenmiş olur. İslam’ın iktisat tarihi, ikti-sadi düşünce  tarihi olduğu kadar iktisadi  olaylar tarihi  olarak da  incelenmeli ve bu ikisi arasındaki  bağlar aranmalıdır  ki ,  İslam’ın  gerçek iktisat sistemi görüle-bilsin, değerlendirilebilsin. İslam’ın iktisadi doktrini, iktisadi sistemi olaylar içinde gelişe gelişe bir iktisat düzeni doğurmuştur. Bunun ana çizgileri yakalanıp İslam toplumunun iktisadi yapısını orjinalliği kabul edilmedikçe bu ülkeler ekonomisi üzerine yapılan in-celemeler aldatıcı anolojiler olmaktan öteye geçemez ve verilen hükümler tamamen izafi olarak kalır. Batı iktisat yapısını teme alan bazı düşünür ve yazarlar kendi iktisadi doktrin eğilimine ve İslam hakkındaki hükmüne göre İslam iktisat yapısını liberal ve sosyal-ist yapı gibi görmüş ve göstermişlerdir. Yazar liberalist veya kapitalist eğilimli ve İslam hakkındaki düşüncesi müsbetse, İslam’ı kolaylıkla kapitalist bir iktisat düze-nine sahip olarak çizmiştir. Aksine sosyalist eğilim taşıyan bir yazar ise İslamı eşitlikçi bir ekonomi düzeni olarak sunmuştur. Bunun yanında İslam da propagandaları için yararlanmak isteyen daha nice bir izme bağlı fikir hareketleri amaçları uğruna İslami ekonomi sistemini kendi görüşleri çer-çevesinde düzenlemiş ve itham altına aldırmışlardır. Bütün bun-lardan çıkan bir sonuç vardır. İslam üzerine yazan bütün kişiler İslam bağımsız bir hayat ve düzen olarak ele almamışlar, kendi görüş alternatiflerinin veya karşı alter-natiflerin bir derivasyonu şeklinde görmüşlerdir. İslam’a doğrudan doğruya bakmamışlar, katıldıkları batı doktrinlerinin açısından bakmışlar ve değerlendirmeye çalışmışlardır. Halbuki İslam batı medeniyetinden ayrı bir medeni-yet olarak ele alınmadıkça gerçeğine varılamayacak bir realitedir. Kavramları, tanımları, deneyleri yine kendinden çıkarılabilir.Tam da burada son dönem-lerde kaybettiğimiz Rahmetli Erbakan Hoca’nın ‘’Adil Düzen’’diye formüle  ettiği sistematiği küresel ekonomi politikalarına teslim olmuş eski bir mün-tesibinin ‘’sadece bir slogandan ibaretti’’diye şerh etmesi manidardır.Oysa bunun pratiği yüzyıllar boyu uygulanmış ve ekonomi temelli bir kalkışmanın ve şikayetin gür sesli örneği görülmemiştir.Ayrıca Mü-siad kurucu üyesi olan Erol YARAR’ın ortaya koyduğu Müslüman zengin modeli tam da üzerimizde uygula-nan kapitalist dönüştürme projesinin ve alternatifsizlik dayatmasının canlı resmidir.</p>
<p>Her çephede İslam bütününde olduğu gibi kendine has bir perspektif getirmiştir. Ahlak, hukuk, inanç alanlarında olduğu gibi ekonomi alanında da İslam orijinal, yeni ve farklıdır.</p>
<p><a href="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/fk-4.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-295" title="fk-4" src="http://www.seriyyedergisi.com/wp-content/uploads/2011/05/fk-4.jpg" alt="" width="399" height="550" /></a>İslam yaşadığımız hayatı ebediliğe göre ayar-lar. Bunun için bazı Marksist veya kapitalist ekono-mistlerin sandığı gibi sadece ekonomik bir doktrin olmadığı gibi bir çoğunun da gördüğü gibi sadece bir inanış da değildir. Bir ekonomi anlayışı, tutumu ve çerçevesi olan bir dünya görüşü, yaşayış ve medeni-yet tarzıdır. İşte bunun için dava sahibi her ferdin kolları sıvayıp önce çevres-inden başlayarak birbiri-ni sahiplenme,karşılıksız mahallesine,esnafına ve top-yekün cemiyetine sahip çıkma cehdine girişmesi gere-kir.Megakent zihniyetinden sıyrılıp güven ortamının tesis edildiği,samimiyetin tekrar canlandırıldığı,diğergamlığın diriltildiği bizim mahalleri-mizin ve bize ait şehirlerin vücuda geldiği idealine doğru yürüyüşe geçmesi gerekir.Bizim İstanbul’umuz 15 mil-yon değildi.Herkes birbirini bilir şehrine vurgun yapma yeri değil de yadigar ve ema-net olarak bakardı.Bizim esnafımız büyüme hedefle-rinden önce komşusunu düşünür,cennette efendisine komşu olmayı hedeflerdi.(Hadis-i Şerifte dürüst tüc-car cennette bir elin iki parmağının yakınlığı gibi bana yakın olacak buyruldu.)</p>
<p>Kapitalizm temelde insana değil ekonomik gelişmeye, eşyaya bakar. Kapitalizme göre mülkiyet, mutlak anlamda tek kişiye aittir. Her kişi, kendi başına sermayeyi ele geçirdikten sonra da başkasının gölge-sini bile ondan uzak tutmak ister. Kapitalizmde bir eşyayı, tabiat parçasını, bir malı ele geçiren insan bir nevi o eşyanın veya mülkün tanrısı olmuştur. Artık o eşya üzerinde o kişiden başka birinin, bir gücün hakkı yoktur. Batı medeniyetinin Hıristiyanlığın özünde yaptığı değişiklikten doğuyor bu. Tanrının ancak ruhi bir tasarruf gücü vardır ve adeta eşya düzenine karışmaz. Bu felsefenin temelinde ateizm yatmaktadır. Yani eşyaya göre insanlar politeist bir eşya dininde küçük ilahlar tablosudur. Bu ilahlar çin tanrıları gibi sadece şer getirirler, zarar verirler şerrinden korku-lacak tanrılardır. Eşyanın ise bir itici gücü yoktur, onun kaderini mülküne geçiren insan çizer. Böylece mülk edinemeyen insansa kapitalizme göre bir nevi insanda olmuyor. Ve zamanla kapitalist, o tür insanı da eşya gibi görmeye ondan da eşyadan faydalandığı gibi fay-dalanmaya başlıyor. Eşya nasıl tek taraflı hak konusu, kendinin hiçbir hakkı olmayan bir köle ise eşya sahibi olama-yan insan da köleleştirilmek, eşya statüsüne tabi tutulmak isteniyor. Bunun zıttı olan sosyalizm de ise eşya ve mülk tam bir dokunulmaz olup insan sistemin kölesi oluyor. İslam da ise mülk Allah’ın olup insana tanınan mülkiyet hakkı kullanma usul, sınır ve gayesi ile birlikte tanınmıştır. Bu hakkı bu tertip içinde kullanmayan o hakkı çiğnemiş olur. İslam da kişinin de devletinde amacı birdir. Amaç İslam’ı gerçekleştirmektir. Aralarında tam bir uyum vardır. Kişiye ve devlete sindirilen din ve erdem ruhu bu uyumu ve birliği sağlayan başlıca fondur.</p>
<p>İslam getirdiği din ruhu ve öte dünya inancı, hesap verme şuuru, zekat kurumu, faiz yasağı ve devletin ölçülü müdahalesi pren-sipleriyle serbest oluşan piyasanın kapitalistik bir piyasaya dönüşmesini engeller.</p>
<p>İslam toplumlarını batılıların ve kominis-tlerin elinden ve dilinden kurtaracak kahraman nesil şüphe yok ki İslam toplumunun ekonomisini de yeni baştan düzenlemek ve kurmak zorundadır. İlk önce batılı kurumları bit ayıklar gibi ayıklayacaktır. Sonra o kurumlara yaltaklık yapan yerli kurumları da kökten temizleyecektir.</p>
<p>Üstadın belirttiği gibi:’’o neslin kıvam bulduğunu görerek alnımı secdeye mıhlayıp bir ömür boyu Allah(c.c)’a hamd etme makamındayım.</p>
<p>Baki selam ve dua ile…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynakça</p>
<p>1- İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü,Sezai Karakoç,Diriliş Yay,İst.,2009</p>
<p>2- Tenbihü’l Gafilin,Ebu’l Leys Semerkandi,Semerkand Yay.2011</p>
<p>3- Akşit Cevat, Modern Ticaret Hukuku ve İslam Ticaret Hukukunda Haksız Rekabet. Gaye Vakfı Yay.</p>
<p>4- Mantran Robert, XVI. Ve XVII. Yüzyılda İstanbul’da Gündelik Hayat. Eren Yay.</p>
<p>5- Mehmet Cavit Bey, İktisat İlmi (çev. Sema Alpun Çakmak).Liberte Yay.</p>
<p>6- Mez Adam, Onuncu Yüzyılda İslam Medeniyeti (çev. Salih Şaban). İnsan Yay.7- Mısrî Refik Yunus, İslam İktisat Metodolojisi (çev. Hüseyin Arslan). Birleşik Yayıncılık</p>
<div id="crp_related"><h3>Related Posts:</h3><ul><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=284" rel="bookmark" class="crp_title">ULUSALCI FAŞİST CEPHEYE BOYUN EĞDİRECEĞİZ &#8211; Ahmet Sadık BAĞCI</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=201" rel="bookmark" class="crp_title">Biz&#8230;  Oğuzhan GÖKMEN</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=205" rel="bookmark" class="crp_title">MODERNİZM ve GETİRDİKLERİ&#8230;   Faruk KAHRAMAN</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=314" rel="bookmark" class="crp_title">SERİYYE DERGİSİ 3. SAYISI ÇOK KAPSAMLI OLARAK OKURLARIYLA BULUŞUYOR&#8230;</a></li><li><a href="http://www.seriyyedergisi.com/?p=302" rel="bookmark" class="crp_title">AŞKSIZ KAZMALAR &#8211; Mehmet KOYUNCU</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seriyyedergisi.com/?feed=rss2&#038;p=291</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

